Salavatı unutmayalım arkadaşlar!!! ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED

« Önceki |

13/7/2007

Daha az uyumanın sırrı

Daha az uyumanın sırrı

Lale, sabahları uyanamamaktan son derece üzgündü. Saat çalıyor; ama Lale uyku mahmurluğuyla saate uzanıyor ve saati kapatıp uyumaya devam ediyordu. Bu yüzden de bir sürü yere geç kalıyor ya da sabah yapılması gereken işleri yapamıyordu.

Uykuya doyamıyor; sekiz saatten aşağı hiçbir uyku ona hiç yetmiyordu. Arkadaşı Merih ise günde üç dört saat uykuyla dolaşabiliyor; bu durumu hiç sorun etmiyordu. İki genç kız bazen birlikte kalıyorlar; Merih sabah beş-altı gibi kalkarken Lale sekizden önden önce yataktan doğrulamıyordu. Lale, Merih'in bu özelliğine gıpta ediyor; nasıl yaptığını soruyordu. Ancak Merih de nasıl daha az uyku ile idare edebildiğini tam bilmiyordu. Neden bazılarının daha az uyuyarak yaşayabildiği ve bazılarının daha çok uykuya ihtiyaç duyduğu bir sır gibiydi. Sonunda bu konudaki kitapları okumaya karar verdiler.

Lale'nin okuduğu bir kitapta insanların yüzde üç-dördünün iki-üç saat uykuyla yaşayabildiği, yüzde elliden fazlasının ise sekiz buçuk saat uykuya ihtiyaç duyduğu belirtiliyordu. Geri kalanlar ise üç saat ile sekiz saat arasında bir uykuyla idare edebiliyordu. Peki bu farklar neden kaynaklanıyordu? Yapılan araştırmalar, 200 saat hiç uyumadan yaşayabilen insanlar olduğunu gösteriyordu. Bu bilgi, insanın hiç uykuya ihtiyacı olmadığını gösterebilirdi. Ancak 200 saatlik uykusuzluktan sonra zihinde ve ifadelerde karışıklık, bulanıklık hakimdi. Uyku ile ilgili kuramlardan bir tanesi, insanın günlük yaşamdaki bilgilerini uyku sırasında beyninin kitaplığına yerleştirdiğini iddia ediyordu. Uyunmadığı zaman bu dosyalama işlemi yapılamıyordu. Ancak bu konuda bir ayrıntı vardı. Yeterince uyunamadığı zaman bu dosyalama işlemi gerçekleşmiyordu. Uyku beş aşamalı bir süreçti. Dosyalama işlemi beşinci aşamada gerçekleşiyordu. Bu beşinci aşama "REM" denilen (Rapid Eye Movement-Hızlı Göz Hareketi) aşamaydı. İnsanlar beşinci aşamada alt beyin rüyaları görüyor; gözler de sanki bir aksiyon filmi izlercesine hızlı bir şekilde hareket ediyordu. Hızlı göz hareketlerini açıklayan tam bir kuram henüz gelişmemişti. Melih Arat bir söyleşisinde, beşinci aşamada uykudaki göz hareketlerinin beynin bir işlemi ters gerçekleştirmesiyle ilgili olabileceğini söylemişti. Uyanıkken göz gördüklerine ilişkin bilgiyi sinirler aracılığıyla beyne ulaştırıyor ve beyin onu bir resme dönüştürüyordu. Alt beyin rüyalarının görülmesi sırasında bunun tersi oluyordu. Beyin resmi kendi kendine görüyor; sanki onu gözüyle görüyormuşçasına gözlerine onu takip etmesine ilişkin talimatlar gönderiyordu. Melih Arat, neden bazı insanların az uyuyarak yaşayabildiğini, bazılarınınsa yaşamadığını açıklamak için de bir model bulmuştu.

Sekiz saat uyuyan sıradan bir insan belki dördüncü beşinci saatten sonra "Hızlı Göz Hareketi" aşamasına geçebiliyordu. Alarmlı saat çaldığında beyin o dosyalama işlemlerini tamamlamadıysa kişi kalkamıyordu. Kısa süre uyuyan nadir yüzde üçlük kesim ise, başını yastığa koyar koymaz "Hızlı Göz Hareketi" moduna giriyor ve dosyalama işleri bittiğinde rahatça kalkabiliyordu. Eğer herkes "Hızlı Göz Hareketi" moduna hızlıca girebilse, herkes daha az uyuyabilirdi.

Hızlı Göz Hareketi moduna girmenin sırrı ise gün içinde zihinsel ve fiziksel olarak yorulmaktı. Hızlıca uykunun beşinci aşamasına geçebilmek içinse hem zihinsel, hem de fiziksel olarak yorulmak gerekiyordu. Diyelim ki, bütün gün üniversite hazırlık problemi çözer gibi problem çözmek ve iki saat koşmak gerekiyordu ya da bunların alternatifleri; Uzun süre bir şey yazmak, bir konuşma yapmak, bisiklete binmek, yük taşımak ve benzerleri. Kısa süre uyku uyumak için bunları bir gün yapmak da yetmiyordu. Sürekli yapmak gerekiyordu. Teori tersine çalışıyordu. Her iki yönden de çok yorulan insanların daha fazla uyuması ve dinlenmesi gerektiği düşünülüyordu; ama bu insanların hızlıca beşinci aşamaya geçebildikleri için daha az uyku onlara yetiyordu. Bir de zihinsel ve fiziksel olarak çok çalışarak üreten insanların başarı duygusu daha yüksekti. Onlara fazladan enerji veriyordu. Lale, her gün çok miktarda kitap okumaya ve düzenli olarak spor yapmaya karar verdi. İki hafta sonra beş saatlik uyku ona yetmeye başlamıştı.


10/7/2007

SÜNNET-İ SENİYYE

SÜNNET-İ SENİYYE

-Alışverişte pazarlık ederdi

-Muhatabın yüzüne bakarak ,tane tane konuşurdu.

-Tanışırken ismini sorar ,musafaha ederdi.

-Kıyafetini sol kolundan çıkarmaya başlar ,sağ tarafından giyinirdi

-Evine girerken de çıkarken de selam verirdi

-Yolda herkese selam verirdi

-Yatmadan önce 33 Sübhanallah ,33 Elhamdülillah,33 Allahu Ekber derdi

-Yatarken sağ tarafına döner ,ayaklarını toplar ,sağ elinin içine yüzünü alır,tevbe ve istiğfar eder,dua ile yatardı.

-Gece namazında ve misvak kullanmakta aşırı titiz davranırdı.

-Yanında ateş ,ayna,misvak,tarak ve kesici bir alet taşırdı.

-Abdest aldıktan sonra aynaya bakıp:Ya Rabbi!Yüzümü güzelleştirdiğin gibi ahlakımı da güzelleştir. Diye dua ederdi.

-Çoğu zaman sessiz idi.Gerektiği zamanlar dışında konuşmazdı.Konuşmaya başladığında sözünün bitimine kadar sakin konuşurdu.

-Yemeğe besmele ile başlar,yemeği tabağını önünden yerdi.Acıkmadan oturmaz doymadan kalkardı.

-Tebessüm ile gülerdi .Kahkaha ile gülmezdi.

-Esnerken ağzını eliyle kapayarak belli etmezdi.

-Orucunu su ve hurmayla açardı.

-Her Cuma sadaka verirdi.-Evden her çıktığında abdest alırdı.

-Kötülük edene iyilik ederdi.-Kusurları af ile karşılardı.

-Çok şükrederdi.-Tesbihat ve cevşen okurdu.-Zemzemi ayakta ve kıbleye dönerek içerdi.

-Ezanı dinler ve ezan duasını yapardı.

-Suyu 3 yudumda içerdi.-Yolda hızlı yürür ve konuşmazdı.

-Kapıya gelen çocuğa bir şey verirdi misafire ikramda bulunurdu.

-Ölmüş kişileri hayırla anardı.

-40 gün her sabah aç karnına siyah kuru üzüm yerdi.

-Evlere ve camilere sağ ayağıyla girer sol ayağıyla çıkardı.

-Kimsiniz?denildiğinde ismini söylerdi.

-Misafirliğe giderken tatlı götürürdü.

-Sofrada sirke ve yeşillik bulundururdu.

-İşrak namazı ve kuşluk namazı kılardı.

-Hiç kimsenin isteğini reddetmezdi ve sözünü yerine getirirdi.

-Topluluk içinde yanındakiyle (fısıltı)konuşmazdı.

-İnsanları yüzüne karşı övmezdi.

-Kabir ziyaretlerinde bulunurdu.

-Şehadet(işaret)parmağına yüzük takmazdı.

-Üzüntü karşısında namaz kılardı.

-Kapıya 3 defa vurur cevap verilmezse geri dönerdi.

9/7/2007

3 Emir , 3 Yasak

İşte o ayet…

 "Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir" (Nahl Sûresi, 90. Ayet)

Ebu'l Al'a Mevdudi'nin "Tefhimü'l Kur'an" adlı eserinde bu ayetle ilgili şu açıklamalara yer veriliyor:

Üç emir, üç yasak…

"…Bu kısa cümlede Allah, dengeli ve sağlıklı bir toplumun dayanağını teşkil eden üç önemli şeyi emretmektedir: Bunlardan birincisi adalettir.

ADALET : Sınırlama olmaksızın herkesin sahip olduğu hakları elde etmesi için gerekli olan düzenlemeleri yapmaktır. Örneğin bütün insanlar, vatandaşlık hakları bakımından eşit olmalıdırlar. Allah herkese ahlâkî, sosyal, ekonomik, kanunî veya siyasî olan tüm haklarının, hak ettiği ölçüde verilmesini emreder.

İHSAN : Emredilen ikinci nokta, "İhsan"dır. Bu kelime iyi, cömert, hoş görülü, affeden, merhametli, nazik olma, bencil olmama... vs. anlamlarına gelir. Toplumsal hayatta bu adaletten daha önemlidir. Çünkü adalet sağlıklı ve dengeli bir toplumun temeli ise ihsan onun mükemmele erişmesidir. Bir taraftan adalet, toplumun haklarını çiğnenmekten ve zulümden korurken, diğer taraftan ihsan, toplumu zevkli yaşamaya değer hale getirir.

SILA-I RAHİM : Emredilen üçüncü nokta ihsan'ın özel bir uygulaması olan sıla-ı rahime (yakın akrabalara) iyilik etmektir. Bu, kişinin sadece akrabalarına iyi davranması, onların acılarını ve mutluluklarını paylaşması ve onlara kanuni sınırlar içinde yardım etmesi anlamına gelmez. İslâm, akrabaları açlıktan kıvranırken zevk ve sefahat içinde yaşamayı büyük bir günah olarak tanımlar. Her bölümün kendi içindeki fakir bireyleri desteklediği bir toplum düşünün! Elbette böyle bir toplum hem ekonomik, hem sosyal, hem de ahlâkî yönden yüce ve saf bir toplum olacaktır.

Yasaklar…

Yukarıdaki değinilen üç iyi özelliğe karşılık Allah aynı ayette, hem bireyi hem de tüm toplumu bozan üç kötülüğü de yasaklamaktadır:

FAHŞA : Arapça fahşa kelimesi, gayrı ahlâkî, müstehcen, kötü, çirkin, adi, terbiyesiz; her şeye veya genel beğeni ve edep kurallarına uymadığı için duyulması ve görülmesi uygun kaçmayan şeyleri; zina, fuhuş, homoseksüellik, çıplaklık, hırsızlık, soygun, içki, kumar, dilencilik, terbiyesizce konuşma ve benzeri şeyleri içerir. Aynı şekilde bu ahlâksızlıkları toplumsallaştırmak ve yaymak da, örneğin yanlış propaganda, iftira, suçların açıktan işlenmesi, ahlâksız hikâyeler, bu türden gösteriler ve filmler aynı şekilde fahşanın kapsamına girer.

MÜNKER : Genelde insanlar arasında kötü kabul edilen ve tüm diğer ilâhi kanunlar tarafından yasaklanan her şey demektir.

BAĞY : Genel ahlâk kurallarını aşan, Yaratıcı olsun, canlı cansız tüm varlıklar olsun, diğerlerinin haklarını çiğneyen her tür kötü davranıştır."

8/7/2007

İKİ ŞEY(ÇOK GÜZEL)

 

>iKi ŞEY ( ÇOK GÜZEL )
> >
> >
> >*Iki sey seni "vasifli insan "yapar: *
> >
> >*1 İradeye hakim olmak*
> >*2 Uyumlu olmak *
> >
> >*Iki sey sana "e deger" katar: *
> >
> >*1 Hitabet ve diksiyon eğitimi almak*
> >*2 Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek *
> >
> >*Iki sey seni geri birakir: *
> >
> >*1 Kararsızlık*
> >*2 Cesaretsizlik *
> >
> >*Iki sey seni kasif yapar: *
> >
> >*1 Vasıflı çevre*
> >*2 Birazcık delilik *
> >
> >*Iki sey senin ömür boyu bosa kürek çekmemeni saglar: *
> >
> >*1 Baskın yeteneği bulmak*
> >2 Cidden sevdiğin işi yapmak *
> >
> >*Iki sey basarinin sirridir: *
> >
> >*1 Ustalardan ustalığı öğrenmek*
> >*2 Kendini güncellemek *
> >
> >*Iki sey basariyi mutlulukla beraber yakalamanin sirridir: *
> >
> >*1 Niyetin saf (halis) olması*
> >*2 Ruhsal farkındalık *
> >
> >*Iki sey seni milyonlarca insanlardan ayirir: *
> >
> >*1 Problemin değil çözümün parçası olmak*
> >*2 Hayata ve herşeye yeni (özgün,orijinal,farklı)bakış açısıyla
> >yaklaşabilmek. *
> >
> >*Iki sey gelismeyi engeller: *
> >
> >*1 Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit)*
> >*2 Felaket odaklılık *
> >
> >*Iki sey çözüm getirir: *
> >
> >*1 Tebessüm (gülümseme,sırıtma veya kahkaha değil!)*
> >*2 Sükut (susmak) *
> >
> >*Iki sey"kalitesiz insan"in özelligidir: *
> >
> >*1 Şikayetçilik*
> >*2 Gıybet,dedikodu *
> >
> >*Iki sey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: *
> >
> >*1 Bakış açısını değiştirmek*
> >*2 Empati yapmak (muhatabın yerine kendini koymak) *
> >
> >*Iki sey yanlis yapmani engeller: *
> >
> >*1 Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek*
> >*2 Kul hakkından korkmak *
> >
> >*Iki sey seni gözden düsürür: *
> >
> >*1 Demagoji (laf kalabalığı)*
> >*2 Kendini ağıra satma (övme,vazgeçilmez gösterme vs ..)*